Cilt Nasıl Yaşlanır?

Paylaş:

Yaşlandıkça, yaşlanmanın en görünür belirtilerinden birinin genellikle cildimizin durumu olduğu bilinen bir gerçek. Yine de, bu süreci yavaşlatmak söz konusu olduğunda; ilk etapta, bunun gerçekleşmesini durdurmaya çalışmak yerine, daha önce meydana gelen yaşlanmayı tersine çevirmeye odaklanmalıyız. 

Cildimizin nasıl yaşlandığını anlamak, gerekenden daha hızlı yaşlanmamasını sağlamaya çalışırken önemli bir adımdır. İnsanoğlunun yaşam beklentisi artmaya devam ederken; vücudun geri kalanı kadar cildimizin de sağlığına bakmayı hatırlamak, daha da önemli hale geliyor. Yaşamımız boyunca, cildimize bakarak değişen ihtiyaçlarını anlamak bize daha uzun süre daha iyi bir şekilde hizmet etmesini sağlayacaktır. 

Herkes Yaşlanır!

Yaşlanmak sözcüğü, Latincede “senescere” sözcüğünden gelir. Senescere, yaşlanmanın bilimsel terimidir. Gençliğimiz boyunca, yaralandığında daha hızlı iyileşen sağlıklı, parlak ve elastik bir cilde sahip oluruz. 

Yaşamın ilerleyen dönemlerinde; yaşlanmanın gözle görülür belirtileri olan kırışıklıklar, cilt sarkması ve güneş ışığının neden olduğu artan sayıda lekeler, çiller, benler ve cilt tonundaki diğer değişiklikler meydana gelir. 

Yaş ilerledikçe cilt incelir. Kan damarları daha görünür hale gelir ve gözeneklerin boyutu da artabilir. Cildin gerilmesini sağlayan kolajen ve elastik lifler bozulmaya başladıkça, yüzeyin altında da değişiklikler meydana gelir. 

Ciltteki en önemli kimyasallardan biri olan hyalüronik asit de zamanla azalır. Bu da, cildi kuru ve pürüzlü bırakır. Cilt tonunda, yağ dağılımında ve elastikiyette yüz hatlarının da değişmesine neden olan değişiklikler meydana gelecektir. 

Daha yaşlı cilt daha az su tutar. Daha kuru ve daha ince gelir. Bu da, onu tahrişe ve enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir. Ayrıca, yaraların iyileşmesi de daha uzun sürer. Egzama ve tiroit bozuklukları gibi kronikleşen cilt iltihabı, uygun şekilde tedavi edilmediğinde ciddi cilt problemlerine neden olabilir. 

20’li Yaşlarda Cilt

20’li yaşlarda en büyük cilt bakım sorunu, donukluk ve genellikle daha yorgun bir görünümdür. Bu, daha çok 20’li yaşların ortalarından sonra ortaya çıkar. Bu sorunlara; güneş hasarı, uykusuzluk, stres neden olabilir. Cildinizi ileriye dönük zamanlara hazırlamak için iyi bir cilt bakım rutinine sahip olmak önemlidir. Cildiniz henüz yaşlanma belirtileri göstermese de; günlük olarak güneş kremi kullanmak önemlidir. Cildinizi dizüstü bilgisayarınızdan veya telefon ekranınızdan gelenler de dahil olmak üzere tüm ışık kaynaklarından korumak için her gün minimum 30 koruma faktörlü bir koruyucu kullanın. 

30’lu Yaşlarda Cilt

30’lu yaşlar bir geçiş dönemi gibidir. Bu yaşlarda, insanlar genellikle hayatlarında daha istikrarlıdır. Bir ev ya da araba satın alarak geleceklerine yatırım yapmanın dışında, kendilerine ve cilt sağlıklarına da yatırım yapabilirler. Otuzlu yaşlarda, bazı erken yaşlanma belirtilerinin yanı sıra, gençlik yıllarınızda veya 20’li yaşlarda meydana gelen güneş hasarının ilk etkilerini görmeye başlayabilirsiniz. 

Yanaklarda hacim kaybı ve güneş hasarından dolayı renk eşitsizlikleri ağırlaşır. Cildin onarım sistemi yavaşlar. Bu da, sonuç olarak cildin daha donuk görünebileceği anlamına gelir. Kolajen üretiminin de azalması, cildin daha az sıkı görünmesi anlamına gelir. Bu nedenle, 30’lu yaşlarda erken kırışıklıklar ve genel olarak daha ince bir cilt gözlemlenebilir. 

Temizleme, nemlendirme ve güneşten korumayı içeren temel cilt bakım rutinine ek olarak; cilt sıkılığı ve çizgilere yardımcı olmak için topikal bir retinol kullanmaya başlayabilirsiniz. 

40’lı Yaşlarda Cilt

40’lı yaşlar, cilt sıkılığındaki büyük değişiklikleri görmeye başladığınız zamandır. Hacim kaybı, sarkmış cilt görünümüne neden olur. Daha belirgin kırışıklıklar ve güneş hasarı ile uğraşırsınız. 

Cildiniz, bu yaşlarda çok fazla değişikliğe uğradığı için hem peeling temizleyici hem de losyon benzeri bir temizleyiciye ihtiyacınız olabilir. Nem tutmak için, rutininize hyalüronik asit eklemeniz de önemlidir. Ayrıca, cilt bariyer onarımını teşvik etmek için gece kremi kullanımı da önemlidir. 

50’li Yaşlarda Cilt

Menopoz sonrası, azalan östrojen seviyeleri ile birlikte bir hormon değişimi yaşanır ve cilt de bundan etkilenir. Cilt, 50’li yaşlarda daha ince ve daha az elastik hale gelir. Kemik erimesi kendini gösterdikçe, özellikle yüzün ortasında hacim kaybı olarak kendini gösterir. 

50’li yaşlarda, kuruluk da önemli bir sorundur. Pigment belirtileri ve güneş hasarı da daha belirgin hale gelir. Burada, en iyi çözüm; cildin nemi korumasına yardımcı olmasını sağlamaktır. Peeling yapan bir temizleyici yerine, süt gibi bir temizleyici kullanılabilir. Bu tür temizleyiciler, cildin ihtiyaç duyduğu önemli yağları temizlemeden, kir ve kalıntıları gidermede etkilidir. 

Yaşla Birlikte Ortaya Çıkan Değişikliklerin Etkisi 

Yaşlandıkça, cildin yaralanması riski de artar. Cilt, artık daha ince ve kırılgandır. Koruyucu yağ tabakası da azalır. Ayrıca; ısı, soğuk, basınç ve titreşim de daha az hissedilir. 

Kırılgan kan damarları kolayca kırılabilir. Küçük bir yaralanma sonrasında bile morluklar ve kan birikimleri oluşabilir.

Yaşlanan cilt, kendini genç cilde göre daha yavaş onarır. Yara iyileşmesi dört kata kadar daha yavaş gerçekleşebilir. Bu da, enfeksiyonlara katkıda bulunur. Bağışıklığın zayıflaması, diyabet ve diğer faktörler de iyileşme hızını etkilemektedir. 

Neler Yapılabilir?

İyi haber şu ki; önleyici tedbirler almak, erken yaşlanma riski ya da daha ciddi sağlık problemlerine dönüşen cilt rahatsızlıklarını büyük ölçüde azaltabilir. 

  • Güneş kremi kullanın

Güneşin güçlü ışınlarından uzak durmak ve güneş kremi kullanmak, birçok dermatoloğun öncelikler listesinin başında gelir. Güneşin ışınlarına maruz kalmak, cildi yaşlandırarak kırışıklıkların daha erken yaşta ortaya çıkmasına neden olur. Ayrıca, cilt kanseri gelişme riskini de arttırır. 

Bu nedenle, erken yaşlardan itibaren herkesin cildini zararlı güneş ışınlarına karşı koruma alışkanlığı edinmesi oldukça önemlidir. 

  • Sigarayı bırakın

Sigarayı bırakmak, yalnızca akciğer kanserine yakalanma riskinizi azaltmakla kalmaz, aynı zamanda cilt için de faydalıdır. Çünkü, tütün dumanındaki kimyasallar, erken yaşlanmadan saç dökülmesine ve cilt kanserine kadar değişen cilt problemlerine katkıda bulunmaktadır. 

  • Alkol tüketimini sınırlandırın

Susuz bırakma etkisi olan alkol alımının azaltılması da iyi bir fikirdir. Çünkü, düşük tüketim miktarında bile cildi kurutabilir ve daha yüksek cilt kanseri riski ile ilişkilendirilir. 

  • Düzenli olarak nemli tutun. 

Soğuk ya da rüzgarlı havalarda, dudak balsamı kullanmak iyi bir fikirdir. Banyo ve el yıkama gibi günlük aktiviteler, cildin doğal nemini yok edebilir. Kuru cilde banyodan sonra düzenli olarak krem ve losyon uygulamak ve ellerde hafif yapılı sabunlar kullanmak, cildin nemli kalmasına yardımcı olacaktır. 

Son olarak, herhangi bir reçeteli ilaç kullanmadan önce; cilt üzerinde herhangi bir yan etkiye sahip olup olmadığını, varsa bunlarla nasıl başa çıkılacağını anlamak için doktorunuza danışın. 

Doğru Yaşlanma

Cilde iyi bakılmasının ötesinde, yapabileceğiniz en iyi şey, nasıl göründüğü konusunda çok fazla endişelenmemektir. Cildiniz yaşını gösteriyor olsa bile, hayatınız boyunca yanınızda olacak bir doğa harikasıdır. Ancak cildinizi formda tutmak için, fazladan yardıma ihtiyacınız varsa; uzmanların çok çeşitli güvenli tedavi seçenekleri mevcuttur. 

Bunlar; cildi nemlendirmeden istenmeyen yüz hatlarını azaltmaya yardımcı olan dolgu ve enjeksiyonlara, cildi sıkılaştırıp renk eşitleyen ya da istenmeyen tüyleri giderebilen lazer tedavilerine kadar değişir. 

Sonsuza kadar genç görünmeyeceğiz. Bu, hayatın bir gerçeğidir. Ancak, cildimize iyi bakmak her zaman önemli olacaktır!

Paylaş:
Benzer Yazılar
  • İletişime Geç

    Contact Form